İşte geldim burdayım. Doktora için başvurduğum yerlerin az bir kısmından olumlu dönüş almıştım ve en makul aday sevgili Katolik üniversitemiz Notre Dame oldu. Buraya gelmeden önce 'yok canım üniversitede din mi olur' diye düşünüyordum amma velakin burası kendini şöyle tanımlıyor:... Continue Reading →
Wikipedia'ya ayrıntılı okuyabileceğimiz biyografisi var. Simetri ve korunum yasalarını birbirine bağlayan teoremi kurmuş insan. Almanya doğumlu bir Jewish kadın matematikçi. Babası da kendini evde eğiterek matematik doktorası alabilmiş. Kızı okula gittiğinde dersleri audit etmesine izin verilirken kayıt olmasına resmi olarak... Continue Reading →
İronik olmasını umsam da bakalım bu yazı nereye gidecek. Siyasi atmosferin üzerime kapandığını hissediyorum. Okudukça bildikçe sıkılıyorum daralıyorum isyan ediyorum isyan. Etrafımızdaki cahiller her konuda istedikleri gibi uydurarak yorum yapabiliyor ama biz susuyoruz. Bu mu bizim de erdemimiz? Tutuklanmayalım diye... Continue Reading →
(...otosansür...) Hepsi bu kadar olsun şimdilik; çünkü ben şimdiye odaklanmak istiyorum: dinlediğim müziğe, aldığım nefese, hissettiğim şeylere, bildiklerime-bilmediklerime. Mesela şu an. Bir Melek Var. Benzedim yine boş sokaklara. Her zamanki gibi. Soyutlarımdan mecazlarımdan uzağım. Neden? Çünkü acı gerçeklerle çok yüzleştim... Continue Reading →
Gülüyorum. Çünkü, Yıllardan 2013. Aylardan Aralık. Düzen değişik. Hava bile ılık. Bizim ustanın rengi kızıla çalıyor bugünlerde. Hoca yeşili bastırınca almış meğer bütün parselleri. Ee bizimkinin de haberi yok. Bir savaş patladı ki sormayın. Bizim gibi motoru... Continue Reading →
Katıldığım bi etkinlikteki konuşmacıların dediklerinden bi kısmını not almıştım. 3 Mart'ta gerçekleştirilen etkinlik 8 Mart öncesinde edebiyatın kadına bakışını konu alıyordu. Tam başlığını hatırlayamadım. Aylin Alkoç modaratörlük yaparken konuşmacılar Cemre Batok, Gaye Boralıoğlu ve Figen Şakacı'ydı. Üşendiğimden notlarımın fotoğrafını atıyorum... Continue Reading →
System of a Down'ı baya severim. Konserleri de çok etkileyici bence \m/ İşte ordan dinlemeye alıştığım, sesinin bilmemkaç oktav olduğunu düşündüğüm Serj Tankian ile İstanbul'un bağrından çıkıp Grammy'yi kapan Arto Tunçboyacıyan birlikte güzel bi işe imza atmış. Yeni haberim oldu... Continue Reading →
Çoktandır doğa ile uyum içinde yaşamaya alışmıştı. Dağlardan denize dökülen akarsular nasıl delice akıyorsa, onun kanı da aydan aya az girintili vadilerden taşardı. O kanla birlikte ruhu da taşardı, yerinde duramaz coşardı. Buraya güzel gidecek şey kaşardı! ***İZİNLİ GÖRSELLERİ KULLANMAYA ÇALIŞIYORUM.... Continue Reading →










