Ateş ülkesinin tarih sahnesindeki rolleri genelde açılışı gürültüyle yapan çığırtkanlar gibidir. Seyirciler konuyu tam olarak anlayamazken bu çığırtkan oyuncunun girişi oyunun gelişme bölümünde yaşanacak patırtının habercisidir. Oyunun çözüm bölümünde ise bu çığırtkan büyük ihtimalle arkalardadır ve seyirciler kim olduğunu dahi... Continue Reading →
Dağılan ve yeniden yapılanan Çaska geçiş sürecinde kendini dünyanın ilgi odağında bulmuştu. Koranta'ya kaçan Çaskalı biliminsanlarının anlattıkları Korantalı kibirli istihbarat kaynaklarına fantastik bilimkurgu gibi gelmişti. Öyle ki, duydukları karşısında "bu imkansız", "bu yapılamaz" demekten kendilerini alamıyorlardı. Çaskalılar ise inandıkları muse'lar... Continue Reading →
Çaska geçen yüzyılda teknokrat görünümlü diktatörler tarafından yönetilse de çok güçlüydü. Bilim ve sanatta çok ilerlemişti. Ekonomide ise herkesten farklı bir yol izlemişti. Bütün yurttaşlarına aynı geliri dağıtmayı ilke edinmişti. Bu yeni yöntem bazı kesimlere adil bir hayat sunar gibi... Continue Reading →
Üç kıtaya yayılan insanlar zaman zaman din ve inanç savaşlarına tutuşsalar da, 30 ya da 100 yıl savaşları yapsalar da inandıkları iyi ve kötü ruhlar küçük nüanslar dışında aynıydı. Başlarına gelenleri iyi perilerin veya kötü cinlerin oyunlarına yorma eğilimindeydiler. Anlam... Continue Reading →
" a rebellious muse accompanied by the voices is trying... something..." https://www.youtube.com/watch?v=px2Tn-rwGJM
Gökyakalıların bildikleri üç kıta vardı. 1- Fona: Gökyakalıların dört nala geldikleri uzak diyarlardan duydukları kadarıyla bildikleri sınırlıydı. Emin oldukları şuydu: güçlü ve zalim uygarlıkların bulunduğu Fona'nın bir ucunda kendilerine de pay düşmüştü. Kıtanın en batısında ancak teleport yoluyla haberleşebildikleri Tayna... Continue Reading →
Yansıtanlar, yansıyanlar, yanılanlar... Geçenlerde izlediğim Frankenstein'ın ilk sinema uyarlamasının uzun süredir etkisindeyim (şu yazı sonucu). Mary Shelley'nin daha 19-20 yaşındayken yazdığı roman boyutlar zamanlar atlayıp Thomas Edison'un ellerinde bir filme dönüşmüş. İşte burada: https://www.youtube.com/watch?v=w-fM9meqfQ4&ab_channel=TheVideoCellar Çok fazla sinema tekniğinden anlamam ama... Continue Reading →
Borders are away! Let's have a slay! 🙂 My new piece: https://www.youtube.com/watch?v=UE5T-R3DwSQ
-Do you wanna join us for dinner? +Oh, sure! (Nooooooooooooooo!!!) https://www.youtube.com/watch?v=xbWGJ4IrADI&feature=youtu.be On Friday. 4:30 p.m. Half an hour to freedom. Out. Dinner with friends. They love lobster roll and zero sugar beer. Me¿ No. White collar is industrious today.... Continue Reading →










